Dünyayı biz inşa ediyoruz, altında biz kalıyoruz!

Kötü koşullarda çalışıyor, paralarını alamıyor, bir de işverenin ihmalleri yüzünden ölüyorlar. İnşaat İşçileri Sendikası üyeleri, ekonominin lokomotifi bir sektörün kanlı mutfağını anlatıyor.


‘Mecbur kalıp geldik, sizi de rahatsız ettik’

Okmeydanı’nda yolları kesişen 15 Suriyeli kadın reçel ve turşu yapıp satarak ayakta kalmaya çalışıyor. Kadın Kadına Mülteci Mutfağı, savaşa ve dayanışmaya dair bir hikâye.


Denizde orman kanunları

[Haber görseli]

Üç hafta önce bir öğleden sonraydı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı çalışan su ürünleri mühendisi Mehmet Özdinar, yanında iki görevliyle Rumeli Feneri balıkçı barınağında bir tekneye yanaştı. Rutin bir işti; TÜİK için balıkçılardan aylık veri topluyorlardı. Hangi balıktan ne kadar tuttunuz… Tanıkların anlatımına göre avdan yeni dönen kaptan uyuyordu. Kendisi de balıkçı çocuğu olan Özdinar’ın yabancısı olduğu bir yorgunluk değildi bu, sonra geleceklerini söyledi. Kaptanın oğlu “Size verecek veri yok bizde, kimsenin yok” dedi birden, Özdinar “O zaman idari para cezası keseriz” diye karşılık verdi. Kaptanın oğlu itti; bu el hareketiyle Özdinar düşerken beton zemine kafasını çarptı. 16 gün yaşam mücadelesi verdikten sonra da hayatını kaybetti; 32 yaşındaydı.


Başka türlü bir ‘ev’ mümkün

Türkiye’de örneği olmayan, umut veren bir ‘site’ bu. 1999 depreminde evsiz kalan Düzceli kiracılar bir araya geldiler, 17 yıl mücadele ettiler, kazandılar. Planlarını birlikte yaptıkları “mahallenin” inşaatında da bizzat çalışıyorlar.


Ne hesabı verildi, ne acısıyla yüzleşildi

[Haber görseli]

İki patlama sonrası kimi bir bacağı eksilerek canını kurtardı o meydandan, kiminin bedeni sağlamdı ama en yakınlarını sonsuza dek orada bırakmışlardı. Ankara Gar katliamında sevdiklerini kaybedenler, geçen bir yılı anlattı. Acılar katmerlenmiş, katliamın sorumluları hesap vermemiş, bu büyük yasla yüzleşilememişti.


‘İşimi bitireyim sonra öldürün’

[Haber görseli]

Bu yıl Uluslararası Hrant Dink Ödülü’nün sahiplerinden biri de Malavi tarihinin ilk kadın kabile reisi Theresa Kaçindamoto oldu. Yıllarını kız çocuklarının erkenden evlendirilmesiyle mücadele ederek geçirmiş. Ölüm tehditleri almış ama yılmamış. Tehditlere cevabı, ‘Öldürün ama işimi bitireyim ondan sonra öldürün’ olmuş. Sonuçta başarmış ülkesindeki evlilik yaşını 18’e çıkarmış. Şimdi ki hedefi ise evlilik yaşını 21’e çıkarmak ve yoksul ailelerin kız çocuklarına eğitim bursları vermek.


‘Beyaz yakalıları kaymak tabaka sanıyorlar’

[Haber görseli]

Ofisten direniş, plazadan dayanışma çıkar mı? Beyaz yakalıların bir araya geldiği politik gruplar anlatıyor.


Yine mi göç edeceğiz

[Haber görseli]

Hakkari ve Şırnak il olmaktan çıkarılıyor. Burada yaşayanlar ise isyanda. “Biz göçmen değiliz, bu toprağın yerlisiyiz. Bize sorulmadan nasıl karar verilir” diye çıkışıyor Hakkarili 74 yaşındaki İbrahim Özdemir. Şaban Güzel, 1994’te Çukurca’ya bağlı köyünü boşaltıp ailesiyle Hakkari merkeze yerleşmiş. “Buradaki memurlar giderse Hakkari biter, biz bir daha mı göç edeceğiz” diye soruyor.


Kariyer fuarında biten umutlar

Duyurularda “Hayatınızı değiştirecek buluşmalara hazır olun” diye çıta yüksek tutulmuş, “Fırsatlar beklemez siz yakalarsınız” uyarısı eklenmiş. Kaçan bir otobüsün tercih edildiği fotoğraf, muhtemelen bir Avrupa kentinde çekilmiş ama olsun. Bir diğer fotoğrafta gülen genç bir kadın “Kariyerli bir iş istedim İSKİF’te yakaladım” diyor. İSKİF, İstanbul Kariyer ve İstihdam Fuarı aslen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İŞKUR öncülüğünde istihdama katkı amacıyla İstanbul Fuar Merkezi’nde 9 Haziran’da kapılarını açan bir fuar, bugün de son günü.


“Asıl evlerimizin halini görünce delireceğiz”

[Haber görselii]

Çatışma ve sokağa çıkma yasağının sürdüğü bölgelerden en fazla göç alan kent Van oldu. Cizre ve Silopi’den gelen de var ama çoğunluğunu kadim bağları nedeniyle Yüksekovalılar oluşturuyor. Van’a göçenler bu zor bekleyişi anlatıyor.